Kendimi Rüyadaymış Gibi Hissediyorum: Derealizasyon ve Depersonalizasyon Nedir, Anksiyete ile İlişkisi Var mı?
“Kendimi rüyadaymış gibi hissediyorum”, “Çevrem gerçek değilmiş gibi geliyor”, “Sanki bedenim bana ait değil” veya “Kendimi dışarıdan izliyormuşum gibi hissediyorum” ifadeleri psikiyatri görüşmelerinde sık duyulan yakınmalar arasındadır.
Bu deneyimler ilk kez ortaya çıktığında kişi aklını kaybettiğini, kontrolünü yitireceğini ya da ciddi bir hastalık yaşadığını düşünebilir. Oysa bu belirtiler çoğu zaman derealizasyon ve depersonalizasyon olarak adlandırılan algısal deneyimlerle ilişkilidir. Yoğun anksiyete, panik atak, travmatik yaşantılar, uykusuzluk ve uzun süren stres dönemlerinde ortaya çıkabilir.
Derealizasyon ve depersonalizasyon oldukça korkutucu hissedilse de tek başına psikoz veya şizofreni anlamına gelmez. Belirtilerin nedeni, süresi ve kişinin günlük yaşamı üzerindeki etkisi psikiyatrik değerlendirmeyle ele alınmalıdır.
Derealizasyon Nedir?
Derealizasyon, kişinin çevresini gerçek dışı, uzak, yapay, sisli veya bir filmin içindeymiş gibi algılamasıdır. Kişi nerede olduğunu ve çevresindeki insanların kim olduğunu bilir; ancak ortam duygusal olarak tanıdık gelmeyebilir.
Derealizasyon yaşayan biri çevresini şöyle tarif edebilir:
- “Her şey sanki bir perdenin arkasında.”
- “İnsanlar uzaktaymış gibi geliyor.”
- “Sesler bana çok uzak geliyor.”
- “Renkler soluk veya cansız görünüyor.”
- “Zaman çok yavaş ya da çok hızlı akıyor.”
- “Sanki bir filmin içindeyim.”
Burada çevrenin gerçekten değişmesinden çok, kişinin çevreyi algılama ve hissetme biçiminde geçici bir farklılaşma söz konusudur.
Depersonalizasyon Nedir?
Depersonalizasyon, kişinin kendisine, bedenine, düşüncelerine veya duygularına yabancılaşmış gibi hissetmesidir. Kişi kendi hareketlerini otomatik biçimde yapıyormuş, bedenini dışarıdan izliyormuş ya da duygularıyla arasına mesafe girmiş gibi hissedebilir.
Sık tarif edilen deneyimler arasında şunlar bulunur:
- Aynaya bakınca kendine yabancı hissetmek
- Bedeninin kendisine ait değilmiş gibi gelmesi
- Hareketlerini dışarıdan izliyormuş gibi hissetmek
- Konuşurken sesini yabancı algılamak
- Duygularını hissedememek
- Otomatik pilotta hareket ediyormuş gibi olmak
- Düşüncelerinin kendisine uzak geldiğini hissetmek
Derealizasyon çevreyle, depersonalizasyon ise kişinin kendi benliği ve bedeniyle ilgili yabancılaşma hissidir. İki belirti aynı anda da yaşanabilir.
Derealizasyon ile Depersonalizasyon Arasındaki Fark Nedir?
| Derealizasyon | Depersonalizasyon |
|---|---|
| Çevre gerçek dışı veya uzak hissedilir | Kişi kendisine veya bedenine yabancı hisseder |
| İnsanlar ve nesneler yapay görünebilir | Kişi kendisini dışarıdan izliyormuş gibi hissedebilir |
| Sesler ve renkler farklı algılanabilir | Duygular donuk veya ulaşılamaz gelebilir |
| Zaman algısı değişebilir | Hareketler otomatikmiş gibi yaşanabilir |
Bu iki deneyim farklı olsa da çoğu kişide birlikte ortaya çıkabilir. Belirtiler birkaç dakika sürebileceği gibi daha uzun dönemler boyunca tekrarlayabilir.
Anksiyete ile İlişkisi Var mı?
Derealizasyon ve depersonalizasyon, yoğun anksiyete sırasında sık görülebilir. Özellikle panik atak yaşayan kişiler bu belirtileri daha belirgin tarif edebilir.
Kaygı yükseldiğinde beden tehdit varmış gibi alarm durumuna geçer. Kalp hızı artar, nefes değişir, kaslar gerilir ve dikkat çevredeki tehlike işaretlerine yönelir. Bu yoğun uyarılma sırasında kişi çevresini veya kendisini farklı algılamaya başlayabilir.
Ardından şu döngü oluşabilir:
- Kişi çevresini gerçek dışı hisseder.
- “Aklımı mı kaybediyorum?” diye düşünür.
- Korku ve bedensel uyarılma artar.
- Belirti daha güçlü hissedilir.
- Kişi kendisini ve çevresini sürekli kontrol etmeye başlar.
- Kontrol etme davranışı belirtilere daha fazla odaklanılmasına neden olur.
Bu nedenle belirtilerin kendisinden çok, onlara verilen anlam kaygıyı sürdürebilir.
Panik Atak Sırasında Neden Rüyadaymış Gibi Hissedilir?
Panik atak sırasında çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, titreme ve kontrolü kaybetme korkusu ortaya çıkabilir. Bedensel belirtilerin hızla artması, kişinin kendisini ve çevresini alışılmadık biçimde algılamasına yol açabilir.
Özellikle hızlı ve yüzeysel nefes alma, baş dönmesi, uyuşma ve sersemlik hissini artırabilir. Kişi bu değişiklikleri “Gerçeklikten kopuyorum” şeklinde yorumladığında kaygı daha da yükselir.
Panik atağa eşlik eden derealizasyon ya da depersonalizasyon, kişinin gerçekten kontrolünü kaybettiği anlamına gelmez. Ancak yaşanan deneyim yoğun ve korkutucu olduğu için profesyonel değerlendirme faydalı olabilir.
Derealizasyon ve Depersonalizasyon Belirtileri Nelerdir?
Belirtiler kişiden kişiye farklılaşabilir. Sık görülen yakınmalar şunlardır:
- Kendini rüyadaymış gibi hissetmek
- Çevrenin sisli, uzak veya yapay görünmesi
- İnsanların robot gibi algılanması
- Zamanın durmuş ya da hızlanmış gibi gelmesi
- Seslerin uzaktan geliyormuş gibi duyulması
- Aynaya bakınca kendine yabancı hissetmek
- Bedenini dışarıdan izliyormuş gibi olmak
- Duygularını hissedememek
- Hareketlerini otomatik yapıyormuş gibi hissetmek
- “Gerçek miyim?” düşüncesine sık sık takılmak
- Sürekli çevreyi veya bedeni kontrol etmek
- Dikkatini toplamakta zorlanmak
- Korku ve huzursuzluk yaşamak
Belirtiler bazen kısa süreli olabilir. Bazı kişilerde ise stresli dönemlerde tekrar tekrar ortaya çıkabilir ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyebilir.
Derealizasyon Psikoz veya Şizofreni Belirtisi midir?
Derealizasyon ve depersonalizasyon tek başına psikoz ya da şizofreni anlamına gelmez. Bu deneyimleri yaşayan kişiler çoğu zaman hissettikleri yabancılaşmanın öznel bir deneyim olduğunun farkındadır.
Örneğin kişi “Çevrem gerçek değilmiş gibi geliyor ama aslında gerçek olduğunu biliyorum” diyebilir. Buna gerçeklik değerlendirmesinin korunması denir.
Psikotik bozukluklarda ise kişi yaşadığı düşünce veya algının gerçekten doğru olduğuna güçlü biçimde inanabilir. Yine de bu ayrım her zaman kişinin kendi başına yapabileceği kadar kolay değildir. Yeni başlayan, uzun süren veya belirgin işlev kaybına yol açan belirtilerde psikiyatri değerlendirmesi gerekir.
Derealizasyon ve Depersonalizasyon Neden Olur?
Bu belirtilerin tek bir nedeni yoktur. Bazı kişilerde yoğun kaygıyla ilişkiliyken bazı kişilerde travma, depresyon, uykusuzluk veya madde kullanımıyla bağlantılı olabilir.
Sık karşılaşılan etkenler arasında şunlar yer alır:
- Panik atak
- Yaygın anksiyete
- Kronik stres
- Travmatik yaşantılar
- Travma sonrası stres belirtileri
- Depresyon
- Obsesif kompulsif belirtiler
- Yoğun uykusuzluk
- Fiziksel ve zihinsel tükenmişlik
- Esrar ve bazı diğer maddelerin kullanımı
- Aşırı kafein veya uyarıcı madde tüketimi
- Bazı ilaçların yan etkileri
- Nadir olarak nörolojik veya tıbbi hastalıklar
Belirtilerin nedeni kişiden kişiye değiştiği için yalnızca “strestendir” diyerek geçiştirilmemelidir.
Travma ile İlişkisi Nedir?
Bazı kişilerde depersonalizasyon ve derealizasyon travmatik yaşantılar sonrasında gelişebilir. Zihin, yoğun tehdit veya çaresizlik karşısında kişinin duygularıyla ve çevresiyle arasına geçici bir mesafe koyabilir.
Bu durum yaşanan olay sırasında kişinin dayanmasını kolaylaştıran bir savunma biçimi olabilir. Ancak tehdit ortadan kalktıktan sonra da devam ettiğinde günlük yaşamı zorlaştırabilir.
Travma öyküsü bulunan herkeste bu belirtiler görülmez. Aynı şekilde derealizasyon yaşayan herkesin geçmişinde travma bulunması gerekmez. Tedavi planı kişinin yaşantıları ve hazır oluşu dikkate alınarak oluşturulmalıdır.
Uykusuzluk Belirtileri Artırabilir mi?
Evet. Uzun süre yetersiz uyumak dikkat, algı ve duygusal düzenleme üzerinde belirgin etkiler yaratabilir. Uykusuzluk yaşayan kişi çevresini daha sisli, uzak veya gerçek dışı algılayabilir.
Ayrıca uykusuzluk kaygı düzeyini artırabilir. Kaygı arttıkça kişi belirtilerini daha fazla izlemeye başlar ve bu durum derealizasyon hissini güçlendirebilir.
Düzenli uyku belirtilerin azalmasına katkı sağlayabilir; ancak uzun süren yakınmalarda yalnızca uyku düzenine odaklanmak yeterli olmayabilir.
Madde Kullanımı Derealizasyona Neden Olabilir mi?
Esrar başta olmak üzere bazı maddeler derealizasyon, depersonalizasyon, panik ve kuşkuculuk belirtilerini tetikleyebilir. Belirtiler kullanım sırasında ortaya çıkabileceği gibi bazı kişilerde etkisi geçtikten sonra da devam edebilir.
Uyarıcı maddeler, halüsinojenler ve kontrolsüz kullanılan bazı ilaçlar da benzer yakınmalara yol açabilir. Madde kullanımından sonra başlayan belirtilerde kullanılan maddenin türü, miktarı ve zamanlaması mutlaka değerlendirilmelidir.
Madde kullanımına bağlı belirtiler küçümsenmemeli ve yeniden kullanım yoluyla “kendiliğinden geçirmeye” çalışılmamalıdır.
Belirtileri Sürekli Kontrol Etmek Neden Sorunu Artırabilir?
Derealizasyon yaşayan kişi kendisini güvende hissetmek için sık sık kontrol davranışlarına yönelebilir.
Örneğin:
- Aynaya tekrar tekrar bakabilir
- “Gerçek miyim?” diye kendisini sorgulayabilir
- Çevresindeki nesnelere dokunarak gerçekliği test edebilir
- İnternetten sürekli belirti araştırabilir
- Hislerinin geçip geçmediğini dakika dakika takip edebilir
- Başkalarına sürekli “Ben normal miyim?” diye sorabilir
Bu davranışlar kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Ancak dikkatin sürekli belirtilere yönelmesi, yabancılaşma hissini daha görünür ve rahatsız edici hale getirebilir.
Tedavide amaç belirtileri zorla yok etmeye çalışmak değil, onlara verilen felaket anlamını azaltmak ve dikkati yaşamın doğal akışına yeniden yönlendirmektir.
Derealizasyon ve Depersonalizasyon Tanısı Nasıl Konur?
Tanı, psikiyatri uzmanının yaptığı ayrıntılı klinik değerlendirmeyle konur. Tek bir internet testi veya belirti listesi tanı koymak için yeterli değildir.
Değerlendirmede şu noktalar incelenir:
- Belirtilerin ne zaman başladığı
- Ne kadar sürdüğü
- Hangi durumlarda arttığı
- Panik atakların bulunup bulunmadığı
- Travma öyküsü
- Uyku düzeni
- Depresyon ve kaygı belirtileri
- Madde veya ilaç kullanımı
- Gerçeklik değerlendirmesinin korunup korunmadığı
- Günlük yaşamın ne ölçüde etkilendiği
- Nörolojik ve fiziksel belirtiler
Gerekli görüldüğünde laboratuvar tetkikleri, nörolojik değerlendirme veya başka tıbbi incelemeler planlanabilir.
Hangi Durumlarla Karışabilir?
Derealizasyon ve depersonalizasyona benzeyen deneyimler farklı durumlarda da görülebilir. Ayırıcı değerlendirmede şunlar ele alınabilir:
- Panik bozukluk
- Travma sonrası stres bozukluğu
- Depresyon
- Obsesif kompulsif bozukluk
- Madde kullanımına bağlı belirtiler
- Psikotik bozukluklar
- Epilepsi
- Migren
- Tiroid ve metabolik sorunlar
- İlaç yan etkileri
- Yoğun uykusuzluk
- Bilinç değişiklikleri
Bu nedenle belirtilerin yalnızca psikolojik olduğu varsayılmamalı, özellikle yeni başlayan veya alışılmadık belirtilerde kapsamlı değerlendirme yapılmalıdır.
Derealizasyon ve Depersonalizasyon Bozukluğu Nedir?
Kısa süreli derealizasyon veya depersonalizasyon deneyimleri yoğun stres dönemlerinde birçok kişide görülebilir. Ancak belirtiler tekrarlıyor, uzun sürüyor ve kişinin yaşamında belirgin sıkıntı ya da işlev kaybına neden oluyorsa depersonalizasyon-derealizasyon bozukluğu açısından değerlendirme yapılabilir.
Bu tanının konulabilmesi için belirtilerin başka bir psikiyatrik durum, madde kullanımı veya tıbbi hastalıkla daha iyi açıklanmaması gerekir. Tanı yalnızca psikiyatri uzmanı tarafından konulabilir.
Tedavi Süreci Nasıl Planlanır?
Tedavi, belirtilerin altında yatan nedenlere göre kişiye özel olarak planlanır. Anksiyete, panik bozukluk, travma, depresyon veya madde kullanımı varsa bu durumların birlikte ele alınması gerekir.
Tedavinin amaçları şunlardır:
- Belirtilere yönelik korkuyu azaltmak
- Kaygı döngüsünü anlamak
- Sürekli kontrol davranışlarını azaltmak
- Duygu düzenleme becerilerini geliştirmek
- Günlük işlevselliği yeniden güçlendirmek
- Uyku ve yaşam düzenini iyileştirmek
- Eşlik eden psikiyatrik sorunları tedavi etmek
Belirtileri tamamen yok etmeye çalışmak yerine, kişinin bu deneyimleri daha az tehdit edici biçimde yorumlaması tedavi sürecinde önemli bir adımdır.
Bilişsel Davranışçı Terapi Nasıl Yardımcı Olur?
Bilişsel davranışçı terapi, belirtileri sürdüren düşünce ve davranış döngülerini ele alabilir. Kişi “Bu his aklımı kaybettiğim anlamına geliyor” gibi felaketleştirici düşüncelerini fark etmeyi öğrenir.
Terapi sürecinde:
- Belirtilerin kaygıyla ilişkisi açıklanabilir
- Bedensel duyumlara verilen anlam ele alınabilir
- Güvence arama ve kontrol etme davranışları azaltılabilir
- Dikkatin sürekli içe yönelmesi üzerinde çalışılabilir
- Kaçınılan günlük aktiviteler yeniden düzenlenebilir
- Kaygıya rağmen işlevsel davranma becerisi geliştirilebilir
Amaç kişiye “Bu hisleri düşünme” demek değildir. Belirtilerin daha az tehdit edici hale gelmesini ve kişinin yaşamını bu hislere göre düzenlememesini sağlamaktır.
Travma Odaklı Terapi Gerekir mi?
Belirtiler travmatik yaşantılarla ilişkiliyse travma odaklı psikoterapi yöntemleri değerlendirilebilir. Ancak travma çalışmaları kişinin hazır oluşuna göre planlanmalıdır.
Kişiyi doğrudan zorlayıcı anılarla yüzleştirmek doğru bir yaklaşım değildir. Öncelikle güvenlik, duygu düzenleme, beden farkındalığı ve günlük işlevsellik üzerinde çalışmak gerekebilir.
Travma odaklı tedavinin biçimi kişinin belirtilerine, geçmişine ve mevcut dayanıklılığına göre belirlenir.
İlaç Tedavisi Kullanılır mı?
Derealizasyon ve depersonalizasyon için herkeste etkili olan tek bir ilaç tedavisi yoktur. Ancak belirtilere yoğun anksiyete, panik bozukluk, depresyon veya başka bir psikiyatrik durum eşlik ediyorsa psikiyatri uzmanı ilaç tedavisi önerebilir.
İlaç seçimi eşlik eden tanıya, kişinin sağlık durumuna ve kullandığı diğer ilaçlara göre yapılır. Tedavi kişiye özel planlanmalı ve düzenli takip edilmelidir.
İlaçlar doktor önerisi olmadan başlanmamalı, dozları değiştirilmemeli veya aniden bırakılmamalıdır.
Belirti Geldiğinde Ne Yapılabilir?
Derealizasyon veya depersonalizasyon hissi başladığında kişi bunu zorla durdurmaya çalıştıkça daha fazla kaygılanabilir. Öncelikle yaşanan deneyimin geçici bir algı değişikliği olabileceğini hatırlamak yardımcı olabilir.
Şu adımlar uygulanabilir:
- Belirtiyi adlandırın. “Şu an derealizasyon hissediyorum” demek belirsizliği azaltabilir.
- Nefesi yavaşlatın. Özellikle panik sırasında hızlı nefes almayı azaltmak faydalı olabilir.
- Bedeni çevreye yönlendirin. Ayakların yere temasını, oturduğunuz yüzeyi veya çevredeki sesleri fark edin.
- Belirtiyi sürekli test etmeyin. “Geçti mi?” diye tekrar tekrar kontrol etmek kaygıyı artırabilir.
- Günlük aktiviteye devam edin. Güvenli olduğu sürece yapılan işi tamamen bırakmamak belirtilerin hayatı yönetmesini azaltabilir.
- Kafein ve maddelerden uzak durun. Özellikle belirtileri artırdığı fark edilen ürünleri kullanmayın.
Bu yöntemler profesyonel tedavinin yerine geçmez; ancak yoğunluk anında kişiye kısa süreli destek sağlayabilir.
Grounding Teknikleri Faydalı Olur mu?
Grounding, kişinin dikkatini bulunduğu ana ve çevresine yönlendirmesine yardımcı olan uygulamalardır. Çevredeki nesneleri tarif etmek, ayakların zemine temasını fark etmek veya duyulan seslere odaklanmak bazı kişilerde yabancılaşma hissini azaltabilir.
Ancak grounding bir “gerçeklik testi” haline getirilmemelidir. Kişi her belirti geldiğinde kendisini zorla kontrol etmeye başlarsa bu davranış yeni bir güvence arama döngüsüne dönüşebilir.
Bu tekniklerin amacı “Gerçek olduğumu kanıtlamalıyım” değil, dikkati daha dengeli biçimde şimdiki ana yönlendirmektir.
Günlük Yaşamda Neler Yardımcı Olabilir?
Yaşam tarzı düzenlemeleri tek başına tedavi yerine geçmez; ancak sinir sisteminin dengelenmesine katkı sağlayabilir.
Faydalı olabilecek alışkanlıklar şunlardır:
- Düzenli uyku saatleri oluşturmak
- Uzun süre aç kalmamak
- Düzenli fiziksel aktivite yapmak
- Aşırı kafeini sınırlandırmak
- Alkol ve maddelerden kaçınmak
- Ekran kullanımını özellikle gece azaltmak
- Günlük rutini sürdürmek
- Sosyal izolasyondan kaçınmak
- Belirtileri sürekli araştırmamak
- Stres yükünü fark edip azaltmaya çalışmak
Kişinin yaşamını tamamen belirtilerin geçmesini bekleyerek ertelemesi, yabancılaşma hissinin daha merkezî hale gelmesine neden olabilir.
Yakınları Nasıl Destek Olabilir?
Derealizasyon veya depersonalizasyon yaşayan birine “Abartıyorsun” ya da “Bunu düşünmezsen geçer” demek kişinin anlaşılmadığını hissetmesine yol açabilir.
Yakınları:
- Yaşanan korkuyu küçümsememeli
- Sakin ve yargılamayan biçimde dinlemeli
- Sürekli güvence verme döngüsüne girmemeli
- Kişiyi günlük yaşamına katılmaya teşvik etmeli
- Uyku ve madde kullanımı gibi risk alanlarına dikkat etmeli
- Profesyonel destek arayışını desteklemeli
Kişinin yaşadığı hissi onaylamak, çevrenin gerçekten gerçek dışı olduğunu kabul etmek anlamına gelmez. “Bunun senin için çok korkutucu olduğunu anlıyorum” demek daha destekleyici olabilir.
Ne Zaman Profesyonel Destek Almak Gerekir?
Aşağıdaki durumlardan biri varsa psikiyatri değerlendirmesi almak faydalı olabilir:
- Kendinizi sık sık rüyadaymış gibi hissediyorsanız
- Belirtiler günler veya haftalar boyunca devam ediyorsa
- İş, okul veya sosyal yaşamınız etkileniyorsa
- Panik ataklar eşlik ediyorsa
- Kendinize veya bedeninize yoğun biçimde yabancılaşıyorsanız
- Belirtiler nedeniyle evden çıkmaktan ya da yalnız kalmaktan kaçınıyorsanız
- Sürekli internetten hastalık araştırıyorsanız
- Madde kullanımı sonrasında belirtiler başladıysa
- Depresyon, travma veya yoğun kaygı belirtileri bulunuyorsa
Profesyonel değerlendirme kişinin mutlaka ağır bir psikiyatrik hastalığı olduğu anlamına gelmez. Amaç belirtilerin kaynağını anlamak ve uygun tedaviyi planlamaktır.
Acil Yardım Gerektiren Durumlar
Derealizasyon ve depersonalizasyon çoğu zaman acil bir durum değildir. Ancak bazı belirtiler hızlı değerlendirme gerektirir.
Şu durumlarda en yakın acil servise başvurulmalı veya 112 aranmalıdır:
- Kendine zarar verme veya intihar düşüncesi
- Başkasına zarar verme riski
- Gerçeklik değerlendirmesinde belirgin kayıp
- Şiddetli bilinç bulanıklığı
- Yeni başlayan nöbet
- Tek taraflı güçsüzlük veya konuşma bozukluğu
- Ciddi kafa travması
- Madde kullanımı sonrası ağır ajitasyon
- Kişinin kendisini güvende tutamaması
Yeni başlayan ve alışılmadık nörolojik belirtiler yalnızca anksiyeteye bağlanmamalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Derealizasyon akıl sağlığını kaybetmek anlamına gelir mi?
Hayır. Derealizasyon yaşayan kişiler çoğu zaman çevrenin aslında gerçek olduğunu bilir, ancak gerçek değilmiş gibi hisseder. Bu durum tek başına psikoz anlamına gelmez.
Derealizasyon anksiyeteden olur mu?
Yoğun anksiyete ve panik atak derealizasyonu tetikleyebilir. Ancak uykusuzluk, travma, depresyon, madde kullanımı ve bazı tıbbi durumlar da benzer belirtilere yol açabilir.
Depersonalizasyon ne kadar sürer?
Süre kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerde birkaç dakika sürebilirken bazı kişilerde tekrarlayan veya daha uzun dönemli olabilir. Uzun süren belirtilerde profesyonel değerlendirme gerekir.
Belirtileri sürekli kontrol etmek doğru mu?
Genellikle hayır. Sürekli aynaya bakmak, çevreyi test etmek veya “Geçti mi?” diye kontrol etmek dikkati belirtilere yönelterek kaygı döngüsünü sürdürebilir.
Derealizasyon ve depersonalizasyon tedavi edilebilir mi?
Tedaviye verilen yanıt kişiden kişiye değişir. Belirtilerin altında yatan anksiyete, travma, depresyon veya diğer etkenler uygun biçimde ele alındığında yakınmalar azaltılabilir ve günlük işlevsellik geliştirilebilir.
Rüyadaymış Gibi Hissetmek Geçici Bir Deneyim Olabilir
Derealizasyon ve depersonalizasyon, kişinin kendisini veya çevresini alışılmadık biçimde algılamasına neden olabilir. Bu deneyim korkutucu olsa da çoğu zaman kişinin aklını kaybettiği anlamına gelmez.
Belirtileri sürekli analiz etmek, gerçekliği tekrar tekrar kontrol etmek ve internette güvence aramak kaygıyı artırabilir. İyileşme sürecinde amaç her hissi kontrol etmek değil, belirtilerin anlamını doğru değerlendirmek ve yaşamın doğal akışına yeniden katılabilmektir.
Kendinizi sık sık rüyadaymış gibi hissediyor, çevrenizi gerçek dışı algılıyor veya kendinize yabancılaşıyorsanız bilimsel temelli ve kişiye özel planlanan bir değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yalnız değilsiniz; destek almak iyileşmenin ilk adımıdır.
Bilimsel temelli ve kişiye özel planlanan bir değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Güçlü görünmek zorunda değilsiniz; destek almak iyileşmenin ilk adımıdır.
Bizi Facebook, Instagram ve Youtube kanallarımızdan takip edebilirsiniz.
Kaynaklar
Profesyonel Destek Almak İster misiniz?
Uzm. Dr. Doğan Işık ile yüz yüze veya online görüşme için randevu alabilirsiniz.
Randevu Al