Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Nedir? Duygusal Yeme, Kontrol Kaybı ve Suçluluk Döngüsü Nasıl Kırılır?
Stresli bir günün ardından normalden fazla yemek yemek ya da üzüntülüyken yiyeceklere yönelmek birçok kişinin zaman zaman yaşayabileceği bir durumdur. Ancak kısa bir süre içinde alışılmışın çok üzerinde yemek tüketmek, bu sırada kendini durduramadığını hissetmek ve sonrasında yoğun utanç ya da suçluluk yaşamak tıkınırcasına yeme bozukluğuna işaret edebilir.
Tıkınırcasına yeme bozukluğu yalnızca “fazla yemek” değildir. Yeme davranışı üzerindeki kontrol kaybı, atakların tekrarlaması ve bu durumun kişide belirgin bir sıkıntı yaratması tablonun temel özellikleridir. Kişi çoğu zaman yediklerinden değil, kendisini durduramadığı hissinden dolayı zorlanır.
Bu durum irade eksikliği veya karakter zayıflığı değildir. Biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynayabildiği, tedavi edilebilir bir yeme bozukluğudur.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Nedir?
Tıkınırcasına yeme bozukluğu, kişinin belirli bir zaman diliminde çoğu insanın benzer koşullarda tüketebileceğinden belirgin biçimde daha fazla yemek yemesi ve bu sırada kontrolünü kaybettiğini hissetmesidir.
Kontrol kaybı şu şekillerde tarif edilebilir:
- “Başladığımda duramıyorum.”
- “Ne kadar yediğimi fark etmiyorum.”
- “Tok olduğumu bildiğim halde devam ediyorum.”
- “Sanki otomatik pilota geçiyorum.”
- “Yemek yerken kendimi kontrol edemiyorum.”
Atakların ardından yoğun pişmanlık, utanç, kendini eleştirme ve yeniden sıkı bir diyete başlama isteği görülebilir. Bu tepkiler bir sonraki yeme atağını önlemek yerine kısıtlama ve kontrol kaybı döngüsünü güçlendirebilir.
Tıkınırcasına Yeme Atağı Nasıl Anlaşılır?
Her normalden fazla yeme durumu tıkınırcasına yeme atağı değildir. Özel bir kutlamada çok yemek, tatilde öğün düzeninin değişmesi veya ara sıra porsiyonu kaçırmak tek başına yeme bozukluğu anlamına gelmez.
Tıkınırcasına yeme atağında iki temel özellik bulunur:
- Kısa bir zaman diliminde olağandan belirgin biçimde fazla yemek yenmesi
- Yeme sırasında kontrolün kaybedildiğinin hissedilmesi
Atak sırasında kişi ne yediğinin ve ne kadar tükettiğinin farkında olabilir; ancak durmakta zorlanır. Bazen tüketilen miktar dışarıdan çok büyük görünmese bile kişinin yaşadığı kontrol kaybı belirgin olabilir. Tanı değerlendirmesinde hem tüketilen miktar hem de kişinin öznel deneyimi birlikte ele alınır.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğunun Belirtileri Nelerdir?
Sık görülen belirtiler arasında şunlar yer alabilir:
- Normalden çok daha hızlı yemek
- Fiziksel açlık olmadığı halde yemeye devam etmek
- Rahatsız edici ölçüde doyana kadar yemek
- Ne kadar yediğini gizlemek
- Başkalarının yanında yemek yemekten kaçınmak
- Gece herkes uyuduktan sonra yemek
- Yiyecek ambalajlarını saklamak
- Yemek sırasında kontrol kaybı hissetmek
- Atak sonrasında yoğun suçluluk veya utanç yaşamak
- Tekrar diyet yapmaya ya da öğün atlamaya yönelmek
Bazı kişiler gün içinde çok az yiyip akşam saatlerinde yoğun yeme atakları yaşayabilir. Bazıları ise belirli yiyecekleri tamamen yasakladıktan sonra bu yiyeceklerle karşılaştığında kontrolünü kaybedebilir.
Duygusal Yeme ile Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Aynı Şey midir?
Hayır. Duygusal yeme ve tıkınırcasına yeme bozukluğu birbiriyle ilişkili olabilir; ancak aynı durum değildir.
| Duygusal yeme | Tıkınırcasına yeme bozukluğu |
|---|---|
| Zorlayıcı bir duygunun ardından yemek yenebilir | Tekrarlayan yeme atakları görülür |
| Kontrol kaybı her zaman bulunmaz | Kontrol kaybı temel özelliklerden biridir |
| Tüketilen miktar çok büyük olmayabilir | Genellikle kısa sürede olağandan fazla yenir |
| Ara sıra görülebilir | Süreklilik gösterir ve belirgin sıkıntı yaratır |
| Tek başına psikiyatrik tanı değildir | Tanımlanmış bir yeme bozukluğudur |
Duygusal yeme sırasında kişi stres, yalnızlık, öfke, kaygı veya sıkıntıyı azaltmak için yiyeceğe yönelebilir. Tıkınırcasına yeme bozukluğunda duygusal tetikleyicilere ek olarak belirgin bir kontrol kaybı ve tekrarlayan ataklar vardır.
Tıkınırcasına Yeme ile Bulimiya Nervoza Arasındaki Fark Nedir?
Tıkınırcasına yeme bozukluğu ile bulimiya nervoza aynı değildir. Her iki durumda da kontrol kaybıyla seyreden yeme atakları görülebilir. Temel fark, atak sonrasında ortaya çıkan telafi davranışlarıdır.
Bulimiya nervozada kişi kilo almayı önlemek amacıyla:
- Kendisini kusturabilir
- Laksatif veya idrar söktürücü kullanabilir
- Uzun süre aç kalabilir
- Aşırı egzersiz yapabilir
- İlaçları amacı dışında kullanabilir
Tıkınırcasına yeme bozukluğunda ise düzenli ve tekrarlayan telafi davranışları bulunmaz. Bununla birlikte kişi atak sonrasında öğün atlayabilir veya çok katı bir diyete başlayabilir. Bu davranışlar yeme düzenini bozarak yeni bir atağa zemin hazırlayabilir.
Suçluluk ve Kontrol Kaybı Döngüsü Nasıl Oluşur?
Tıkınırcasına yeme çoğu zaman tek bir davranıştan değil, tekrar eden bir döngüden oluşur:
- Kişi stres, yalnızlık, üzüntü veya yetersizlik hisseder.
- Kendisine katı beslenme kuralları koyar ya da uzun süre aç kalır.
- Yeme isteği giderek güçlenir.
- Kontrol kaybıyla yeme atağı yaşanır.
- Atak sonrasında utanç ve suçluluk ortaya çıkar.
- Kişi kendisini sert biçimde eleştirir.
- “Yarın hiçbir şey yemeyeceğim” gibi yeni kısıtlamalar başlar.
- Fiziksel ve duygusal baskı arttıkça yeni bir atak gelişir.
Bu döngüde sorun yalnızca yeme davranışı değildir. Katı diyet kuralları, öz eleştiri, bastırılan duygular ve stresle baş etme biçimleri de döngüyü sürdürebilir.
“Nasıl Olsa Bozdum” Düşüncesi Atakları Nasıl Besler?
Tıkınırcasına yeme yaşayan kişilerde siyah-beyaz düşünme sık görülebilir. Kişi beslenme planına tam olarak uymadığında günü tamamen kaybettiğini düşünebilir.
Örneğin bir parça tatlı yedikten sonra “Diyet zaten bozuldu, artık ne kadar yediğimin önemi yok” düşüncesi ortaya çıkabilir. Küçük bir esneklik, zihinde tam bir başarısızlık olarak yorumlanır.
Bu düşünce biçimi yeme davranışının kontrolünü zorlaştırabilir. Tedavide amaç yiyecekleri “iyi-kötü” veya “yasak-serbest” şeklinde keskin kategorilere ayırmak yerine daha esnek ve sürdürülebilir bir beslenme düzeni geliştirmektir.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Neden Olur?
Tıkınırcasına yeme bozukluğunun tek bir nedeni yoktur. Genetik yatkınlık, yeme davranışını düzenleyen biyolojik süreçler, psikolojik özellikler ve çevresel deneyimler birlikte rol oynayabilir.
Riskle ilişkili olabilecek etkenler şunlardır:
- Uzun süreli ve katı diyetler
- Sık öğün atlama
- Düşük benlik saygısı
- Beden memnuniyetsizliği
- Yoğun öz eleştiri
- Mükemmeliyetçilik
- Depresyon ve kaygı belirtileri
- Travmatik yaşantılar
- Duyguları tanımakta veya düzenlemekte zorlanma
- Aile içinde kilo ve beden odaklı eleştiriler
- Kronik stres ve yalnızlık
- Çocukluk döneminde zorlayıcı yaşam deneyimleri
Bu etkenlerden birinin bulunması kişinin mutlaka yeme bozukluğu geliştireceği anlamına gelmez. Her bireyin öyküsü ve ihtiyaçları farklıdır.
Katı Diyetler Yeme Ataklarını Artırabilir mi?
Uzun süre aç kalmak, öğün atlamak ve belirli yiyecekleri tamamen yasaklamak bazı kişilerde atak riskini artırabilir. Beden yeterli enerji alamadığında yeme isteği biyolojik olarak güçlenir. Zihinsel olarak yasaklanan yiyecekler de daha çekici hale gelebilir.
Kişi bir süre kurallara uyduktan sonra küçük bir sapma yaşadığında kontrolünü tamamen kaybettiğini hissedebilir. Ardından daha katı bir diyete başlayarak döngüyü sürdürür.
Bu nedenle tedavide amaç yalnızca porsiyonları küçültmek ya da kilo vermek değildir. Öncelikle düzenli yeme alışkanlığı oluşturmak ve kontrol kaybıyla seyreden atakları azaltmak hedeflenir.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Her Kiloda Görülebilir mi?
Evet. Tıkınırcasına yeme bozukluğu yalnızca fazla kilolu veya obez kişilerde görülmez. Kişinin kilosuna ya da dış görünümüne bakarak yeme bozukluğu olup olmadığı anlaşılamaz.
Bazı kişiler kilo değişikliği yaşamadan da yoğun kontrol kaybı ve suçluluk döngüsü içinde olabilir. Bu nedenle değerlendirme yalnızca tartıdaki sayıya göre yapılmamalıdır.
Kilo üzerinden yapılan eleştiriler ve damgalayıcı yorumlar yardım aramayı zorlaştırabilir. Kişiyi “iradesiz” olmakla suçlamak hem doğru değildir hem de belirtileri ağırlaştırabilir.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğunun Fiziksel Etkileri Nelerdir?
Tıkınırcasına yeme bozukluğu her kişide aynı fiziksel sonuçlara yol açmaz. Ancak tekrarlayan ataklar ve düzensiz beslenme zamanla bazı sağlık sorunlarıyla ilişkili olabilir.
Bunlar arasında:
- Kilo dalgalanmaları
- Sindirim sistemi yakınmaları
- Reflü
- Uyku sorunları
- Halsizlik
- Kan şekeri düzeninde bozulma
- Tansiyon ve kolesterol sorunları
- Eklem ağrıları
- Uyku apnesi
- Metabolik hastalık riskinde artış
yer alabilir.
Fiziksel sağlık değerlendirmesi kişinin kilosundan bağımsız olarak yapılmalıdır. Kan değerleri, uyku, kullanılan ilaçlar ve diğer tıbbi sorunlar gerektiğinde ilgili uzmanlık alanlarıyla birlikte ele alınabilir.
Ruh Sağlığını Nasıl Etkiler?
Yeme ataklarından sonra yaşanan utanç ve suçluluk kişinin kendisiyle ilişkisini olumsuz etkileyebilir. Kişi sosyal ortamlarda yemek yemekten kaçınabilir, bedenini saklamaya çalışabilir veya başkaları tarafından yargılanacağını düşünebilir.
Zamanla:
- Özgüven kaybı
- Sosyal geri çekilme
- Depresif belirtiler
- Kaygı
- Yalnızlık
- Beden algısında bozulma
- Yoğun öz eleştiri
- Umutsuzluk
ortaya çıkabilir.
Tıkınırcasına yeme bozukluğuna depresyon, kaygı bozuklukları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ya da travmayla ilişkili belirtiler eşlik edebilir. Bu nedenle tedavide yalnızca yemek miktarına odaklanmak yeterli değildir.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Tanısı Nasıl Konur?
Tanı; psikiyatri uzmanı tarafından yapılan ayrıntılı klinik değerlendirmeyle konur. Klinik psikolog ve yeme bozuklukları konusunda deneyimli diyetisyen de değerlendirme ve tedavi sürecinde yer alabilir.
Değerlirmede:
- Atakların ne sıklıkta yaşandığı
- Ne kadar süredir devam ettiği
- Kontrol kaybının bulunup bulunmadığı
- Atak sonrasındaki duygu ve davranışlar
- Telafi davranışlarının olup olmadığı
- Günlük beslenme düzeni
- Beden algısı
- Eşlik eden psikiyatrik belirtiler
- Fiziksel sağlık durumu
- Kullanılan ilaçlar
incelenir.
Tıkınırcasına yeme bozukluğu tanısında atakların genellikle haftada en az bir kez ve en az üç ay boyunca sürmesi dikkate alınır. Ancak bu sıklığın altında kalan belirtiler de kişide ciddi sıkıntı yaratabilir ve profesyonel destek gerektirebilir.
Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu Tedavisi Nasıl Yapılır?
Tedavi kişinin yeme düzeni, psikolojik ihtiyaçları, fiziksel sağlık durumu ve eşlik eden sorunları dikkate alınarak planlanır. Psikiyatri, psikoterapi ve beslenme desteğinin birlikte yürütüldüğü multidisipliner yaklaşım bazı kişiler için daha yararlı olabilir.
Tedavinin hedefleri arasında:
- Yeme ataklarının sıklığını azaltmak
- Düzenli öğün düzeni oluşturmak
- Kontrol kaybı hissini ele almak
- Katı beslenme kurallarını esnetmek
- Duygusal tetikleyicileri tanımak
- Öz eleştiriyi azaltmak
- Sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirmek
- Eşlik eden psikiyatrik sorunları tedavi etmek
yer alabilir.
Tedavinin başarısı yalnızca kilo değişimiyle ölçülmemelidir. Atakların azalması, kişinin yeme davranışıyla daha dengeli bir ilişki kurması ve yaşam kalitesinin artması da önemli iyileşme göstergeleridir.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Bilişsel davranışçı terapi, tıkınırcasına yeme bozukluğunda sık kullanılan psikoterapi yaklaşımlarından biridir. Terapide yeme ataklarını sürdüren düşünceler, duygular ve davranışlar birlikte incelenir.
Kişi:
- Atakları tetikleyen durumları fark etmeyi
- Düzenli beslenme ritmi oluşturmayı
- Katı diyet kurallarını sorgulamayı
- Siyah-beyaz düşünceleri tanımayı
- Beden ve kilo üzerinden kendini değerlendirmeyi azaltmayı
- Atak sonrası telafi edici kısıtlamalardan kaçınmayı
- Sorun çözme ve duygu düzenleme becerilerini geliştirmeyi
öğrenebilir.
“Bir kez fazla yedim, artık her şey bozuldu” düşüncesi yerine daha esnek ve gerçekçi bir yaklaşım geliştirmek tedavinin önemli parçalarındandır.
Diğer Psikoterapi Yöntemleri
Bazı kişilerde kişilerarası terapi, diyalektik davranış terapisi veya şema terapi yaklaşımlarından yararlanılabilir.
Kişilerarası terapi, yeme ataklarıyla ilişkili olabilecek ilişki sorunları, yas, rol değişiklikleri ve sosyal çatışmalar üzerinde çalışabilir. Diyalektik davranış terapisi ise yoğun duygularla baş etme, dürtüleri yönetme ve kriz anlarında alternatif davranışlar geliştirme konusunda destek sağlayabilir.
Terapi yöntemi kişinin ihtiyaçlarına ve eşlik eden sorunlara göre seçilmelidir.
İlaç Tedavisi Gerekir mi?
Bazı durumlarda psikiyatri uzmanı ilaç tedavisini değerlendirebilir. İlaç seçimi; yeme ataklarının şiddetine, eşlik eden depresyon veya kaygı belirtilerine, fiziksel sağlık durumuna ve kullanılan diğer ilaçlara göre yapılır.
İlaç tedavisi psikoterapi ve düzenli beslenme çalışmalarının yerine geçmez. Tedavinin bir parçası olarak kullanılabilir.
Kilo vermek amacıyla reçetesiz ilaç, bitkisel ürün, laksatif veya iştah baskılayıcı kullanmak ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. İlaçlar mutlaka hekim değerlendirmesiyle başlanmalı ve takip edilmelidir.
Beslenme Desteği Nasıl Olmalıdır?
Yeme bozukluklarında beslenme desteği kilo vermeye odaklı katı bir diyet programından farklıdır. Amaç kişinin bedensel açlık sinyallerini yeniden tanıması, uzun açlık dönemlerini azaltması ve sürdürülebilir bir öğün düzeni kurmasıdır.
Yeme bozuklukları konusunda deneyimli bir diyetisyenle çalışmak:
- Öğün atlamayı azaltmaya
- Yiyecek yasaklarını esnetmeye
- Atak riskini artıran açlığı önlemeye
- Beslenme korkularını ele almaya
- Daha dengeli bir yeme düzeni geliştirmeye
yardımcı olabilir.
Beslenme planının cezalandırıcı değil, gerçekçi ve kişiye özel olması önemlidir.
Suçluluk Döngüsü Nasıl Kırılır?
Yeme atağı sonrasında kişinin kendisini cezalandırması yeni bir atağın riskini artırabilir. “İradesizim”, “Her şeyi mahvettim” ya da “Yarın hiçbir şey yemeyeceğim” gibi düşünceler hem duygusal yükü hem de fiziksel açlığı artırır.
Döngüyü kırmak için şu adımlar yardımcı olabilir:
- Atağı ahlaki bir başarısızlık olarak görmeyin. Yaşanan durum bir irade sınavı değildir.
- Sonraki öğünü atlamayın. Aç kalarak telafi etmeye çalışmak yeni bir atağı tetikleyebilir.
- Tetikleyiciyi fark edin. Atak öncesindeki duygu, düşünce ve olayları not edin.
- Kendinizle daha dengeli konuşun. Sert öz eleştiri yerine yaşanan durumu anlamaya çalışın.
- Yiyecekleri tamamen yasaklamayın. Katı kurallar, kontrol kaybını güçlendirebilir.
- Destek alın. Tekrarlayan atakları yalnızca kendi kendine çözmeye çalışmak yorucu olabilir.
Amaç kişinin hiçbir zaman zorlanmaması değil, zorlandığı anlarda yeme dışında başka seçeneklere de ulaşabilmesidir.
Atak İsteği Geldiğinde Ne Yapılabilir?
Yoğun yeme isteği geldiğinde yalnızca iradeye dayanmak her zaman etkili değildir. İsteği bastırmaya çalışmak yerine neyin tetiklendiğini anlamak daha yararlı olabilir.
Kişi kendisine şu soruları sorabilir:
- Fiziksel olarak aç mıyım?
- En son ne zaman düzenli bir öğün yedim?
- Şu an hangi duyguyu yaşıyorum?
- Bir tartışma, yalnızlık veya stres mi tetikledi?
- Yeme dışında bana kısa süreli destek olabilecek ne var?
- Kendimi cezalandırmadan bir sonraki adımı nasıl atabilirim?
Kısa bir yürüyüş, güvendiğiniz biriyle konuşmak, ortam değiştirmek veya duyguyu yazmak bazı kişilerde yeme dürtüsüyle davranış arasına mesafe koyabilir. Ancak bu yöntemler açlığı bastırmak amacıyla kullanılmamalıdır. Kişi fiziksel olarak açsa uygun bir öğün yemesi gerekir.
Mindfulness ve Nefes Egzersizleri Faydalı Olur mu?
Farkındalık çalışmaları kişinin beden sinyallerini, duygularını ve otomatik davranışlarını daha erken fark etmesine yardımcı olabilir. Nefesi yavaşlatmak veya kısa süre durup bedensel duyumları gözlemlemek, dürtüyle davranış arasına küçük bir alan açabilir.
Bununla birlikte mindfulness tek başına tıkınırcasına yeme bozukluğunun tedavisi değildir. “Doğru nefes alırsam atağı engellerim” biçiminde yeni bir kontrol kuralına dönüşmemelidir. En yararlı sonuç, bu yöntemlerin kapsamlı bir tedavi planı içinde uygulanmasıyla elde edilebilir.
Yakınları Nasıl Destek Olabilir?
Yakınların yaklaşımı tedavi sürecini olumlu ya da olumsuz etkileyebilir. Kişiyi yediği miktar, kilosu veya görünümü üzerinden eleştirmek suçluluğu artırabilir.
Destek olmak için:
- “Biraz iradeli ol” gibi ifadeler kullanmamak
- Kilo ve beden üzerinden yorum yapmamak
- Yediklerini denetlemeye çalışmamak
- Gizlice yemek yiyip yemediğini araştırmamak
- Duygularını yargılamadan dinlemek
- Profesyonel destek arayışını teşvik etmek
- Küçük ilerlemeleri fark etmek
- Tedavi sürecine sabır göstermek
önemlidir.
Kişinin her öğününü kontrol etmek destek olmak değildir. Tedavide amaç dış denetimi artırmak değil, kişinin kendi yeme davranışıyla daha güvenli bir ilişki kurmasını sağlamaktır.
Ne Zaman Profesyonel Destek Almak Gerekir?
Aşağıdaki durumlardan biri varsa psikiyatri değerlendirmesi almak faydalı olabilir:
- Tekrarlayan kontrolsüz yeme atakları yaşıyorsanız
- Yeme sırasında duramadığınızı hissediyorsanız
- Yediklerinizi başkalarından gizliyorsanız
- Atak sonrasında yoğun suçluluk veya utanç yaşıyorsanız
- Sürekli diyet ve kontrol kaybı döngüsündeyseniz
- Yemek, kilo ve beden düşünceleri gününüzün büyük bölümünü kaplıyorsa
- Sosyal ortamlarda yemek yemekten kaçınıyorsanız
- Depresif, kaygılı veya umutsuz hissediyorsanız
- Kilo vermek için sağlığınızı riske atan yöntemler kullanıyorsanız
Belirtilerin tanı ölçütlerini tam karşılamasını beklemek gerekmez. Yeme davranışı yaşam kalitenizi etkiliyorsa destek almak için yeterli bir neden vardır.
Acil Yardım Gerektiren Durumlar
Kişide kendine zarar verme veya intihar düşüncesi varsa, güvenliğini sağlayamıyorsa ya da yoğun umutsuzluk yaşıyorsa acil psikiyatrik değerlendirme gerekir. En yakın acil servise başvurulmalı veya 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
Kontrolsüz kusma, kanlı kusma, şiddetli karın ağrısı, bayılma, bilinç değişikliği, göğüs ağrısı ya da ciddi sıvı kaybı belirtilerinde de acil tıbbi yardım alınmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Tıkınırcasına yeme bozukluğu olan herkes fazla kilolu mudur?
Hayır. Tıkınırcasına yeme bozukluğu her beden ölçüsündeki kişide görülebilir. Tanı kişinin kilosuna değil, yeme ataklarının niteliğine, kontrol kaybına ve yaşanan sıkıntıya göre değerlendirilir.
Duygusal yeme tıkınırcasına yeme bozukluğu mudur?
Her duygusal yeme davranışı tıkınırcasına yeme bozukluğu değildir. Tıkınırcasına yeme bozukluğunda tekrarlayan ataklar, belirgin kontrol kaybı ve yoğun psikolojik sıkıntı bulunur.
Tıkınırcasına yeme sonrasında öğün atlamak doğru mu?
Genellikle hayır. Öğün atlayarak telafi etmeye çalışmak fiziksel açlığı artırabilir ve yeni bir yeme atağına zemin hazırlayabilir. Düzenli yeme ritmini sürdürmek daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Tıkınırcasına yeme bozukluğu irade eksikliği midir?
Hayır. Bu durum biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerle ilişkili bir yeme bozukluğudur. Kişiyi iradesiz olmakla suçlamak belirtileri ve suçluluk duygusunu artırabilir.
Tıkınırcasına yeme bozukluğu tamamen düzelir mi?
Tedaviye verilen yanıt kişiden kişiye değişir ve kesin sonuç sözü vermek doğru değildir. Uygun psikoterapi, düzenli beslenme desteği, gerekli durumlarda ilaç tedavisi ve eşlik eden sorunların ele alınmasıyla atakların sıklığı azaltılabilir ve yaşam kalitesi geliştirilebilir.
Yeme Davranışıyla Daha Güvenli Bir İlişki Kurmak Mümkün
Tıkınırcasına yeme bozukluğu kişinin ne kadar güçlü, disiplinli veya iradeli olduğuyla ilgili değildir. Kontrol kaybı, suçluluk ve kısıtlama döngüsü zamanla öğrenilmiş ve pekişmiş olabilir. Aynı döngü profesyonel destekle anlaşılabilir ve değiştirilebilir.
İyileşme, yiyecekleri tamamen kontrol etmek ya da hiçbir zaman zorlanmamak anlamına gelmez. Amaç bedensel ihtiyaçları daha iyi tanımak, duygularla farklı yollarla baş edebilmek ve bir yeme atağı yaşandığında kendini cezalandırmadan yeniden denge kurabilmektir.
Tekrarlayan yeme atakları yaşıyor, yemek sırasında kontrolünüzü kaybettiğinizi hissediyor veya sonrasında yoğun suçluluk duyuyorsanız bilimsel temelli ve kişiye özel planlanan bir değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Yalnız değilsiniz; destek almak iyileşmenin ilk adımıdır.
Bilimsel temelli ve kişiye özel planlanan bir değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Güçlü görünmek zorunda değilsiniz; destek almak iyileşmenin ilk adımıdır.
Bizi Facebook, Instagram ve Youtube kanallarımızdan takip edebilirsiniz.
Kaynaklar
Profesyonel Destek Almak İster misiniz?
Uzm. Dr. Doğan Işık ile yüz yüze veya online görüşme için randevu alabilirsiniz.
Randevu Al