Bazı sorunlar vardır; insan onları düşünmek bile istemez. Bir mesajı açmayı ertelersiniz, önemli bir konuşmayı sürekli başka bir güne bırakırsınız ya da çözmeniz gereken bir konu zihninizde dolaşırken kendinizi saatlerce telefonda kaybolmuş halde bulursunuz. Dışarıdan bakıldığında bu durum “erteleme” ya da “umursamama” gibi görünebilir. Oysa çoğu zaman mesele isteksizlik değil, zihinsel kaçınmadır.
“Sürekli sorunlardan kaçıyorum” hissi birçok insanın düşündüğünden daha yaygındır. Çünkü zihin, tehdit olarak algıladığı şeylerden doğal olarak uzak durmak ister. Bazen bu tehdit gerçek bir problem değildir; yoğun kaygı, başarısızlık korkusu, hayal kırıklığı ya da duygusal yük hissi de beyin tarafından tehdit gibi algılanabilir.
Kısa vadede kaçınmak rahatlatıcı görünür. İnsan bir süreliğine düşünmemiş olur. Ama zamanla kaçınılan şey büyür, zihinsel yük artar ve kişi kendini sürekli yarım kalmış meselelerin ağırlığı altında hissetmeye başlayabilir.
Zihinsel Kaçınma Nedir?
Zihinsel kaçınma, kişinin rahatsız edici düşünce, duygu, anı ya da durumlarla yüzleşmek yerine onlardan uzak durmaya çalışmasıdır. Bu bazen bilinçli şekilde olur. Kişi “Şu an bunu düşünmek istemiyorum” der. Bazen ise tamamen otomatik gelişir.
Örneğin:
- önemli bir işi sürekli ertelemek,
- duygusal bir konuşmadan kaçınmak,
- stres yaratan düşünceleri bastırmak,
- sürekli dikkat dağıtacak şeyler aramak,
- yoğun şekilde sosyal medya ya da içerik tüketmek
zihinsel kaçınmanın yaygın örnekleri arasında yer alabilir.
Buradaki temel amaç çoğu zaman rahatlamaktır. Zihin kişiyi korumaya çalışır. Ancak sorun şu ki kaçınılan şey genellikle ortadan kaybolmaz. Sadece ertelenir.
Sorunlardan Kaçmak Neden Rahatlatıcı Gelir?
Çünkü kaçınma kısa süreli bir rahatlama sağlar.
Örneğin önemli bir konuşmayı ertelediğinizde birkaç saatliğine daha az stres hissedebilirsiniz. Ya da yapmanız gereken bir işle yüzleşmek yerine başka şeylerle oyalanmak zihni geçici olarak rahatlatabilir.
Beyin bunu “işe yaradı” şeklinde öğrenir.
İşte kaçınma davranışının güçlenmesinin nedeni budur. Zihin rahatsızlıktan uzaklaştığında kısa süreli rahatlama yaşar ve aynı yöntemi tekrar kullanmaya başlar.
Fakat uzun vadede sorun çözülmediği için kaygı büyüyebilir. Ertelenen konuşmalar ağırlaşır, yapılmayan işler birikir, yüzleşilmeyen duygular yoğunlaşır.
Bir süre sonra kişi yalnızca sorundan değil, sorunun yarattığı suçluluk hissinden de kaçmaya başlar.
Zihinsel Kaçınma Bir Psikolojik Problem midir?
Her kaçınma davranışı psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez. İnsan zihni zaman zaman zorlayıcı duygulardan uzaklaşmak isteyebilir. Bu oldukça insani bir savunma mekanizmasıdır.
Ancak kaçınma davranışı:
- sürekli hale geldiyse,
- günlük yaşamı etkiliyorsa,
- ilişkileri bozuyorsa,
- işlevselliği düşürüyorsa,
- kişinin yaşam alanını daraltıyorsa,
bu noktada psikolojik olarak değerlendirilmesi gereken bir sürece dönüşebilir.
Çünkü kronik kaçınma zamanla anksiyete, stres, tükenmişlik ve depresif belirtilerle iç içe geçebilir.
Zihinsel Kaçınma Neden Olur?
Kaçınmanın altında çoğu zaman kaygı vardır.
Birçok insan kaçındığı şeyin kendisinden değil, o şeyin hissettireceği duygudan uzak durmaya çalışır. Başarısızlık hissi, reddedilme korkusu, yetersizlik düşüncesi ya da yoğun stres kişinin zihninde tehdit gibi algılanabilir.
Örneğin bir öğrenci ders çalışmayı ertelediğinde bu her zaman tembellik anlamına gelmez. Bazen başarısız olma korkusu o kadar yoğun olur ki zihin ders çalışmayı tehdit gibi algılar.
Benzer şekilde bazı insanlar ilişkilerde konuşulması gereken konuları sürekli erteler. Çünkü yüzleşme ihtimali kaygı yaratır.
Kaçınma davranışı çoğu zaman “istememek” değil, “baş edememekten korkmak” ile ilgilidir.
Çocukluk Deneyimleri Kaçınma Davranışını Etkiler mi?
Evet, oldukça etkileyebilir.
Özellikle çocuklukta duygularını ifade etmesine alan tanınmayan bireyler, yetişkinlikte zor duygularla nasıl kalacağını öğrenemeyebilir. Sürekli eleştirilen, hataları cezalandırılan ya da duyguları küçümsenen kişiler zamanla duygusal kaçınmayı bir savunma biçimi olarak geliştirebilir.
Bazı insanlar bu yüzden üzülmekten bile kaçınır. Çünkü zihin, yoğun duyguları “tehlikeli” olarak kodlamıştır.
Bu durum ilerleyen yıllarda:
- ilişkilerden kaçınma,
- duygusal yakınlık kuramama,
- sürekli erteleme,
- karar verememe,
- aşırı dikkat dağıtma ihtiyacı
gibi davranışlarla kendini gösterebilir.
Düşünceleri Bastırmak Neden İşe Yaramaz?
İnsan zihni ilginç şekilde çalışır. Bir düşünceyi ne kadar bastırmaya çalışırsanız, çoğu zaman o düşünce daha sık geri gelir.
Psikolojide buna “düşünce bastırma etkisi” denir.
Örneğin “Bunu düşünmeyeceğim” dediğinizde zihin aslında o düşünceyi sürekli kontrol etmeye başlar. Bu da düşüncenin zihinde daha aktif kalmasına neden olabilir.
Bu yüzden bazı insanlar:
- kaygılanmamaya çalıştıkça daha fazla kaygılanır,
- üzülmemeye çalıştıkça daha yoğun hisseder,
- düşünmemeye çalıştıkça zihinsel olarak daha çok yorulur.
Kaçınma çoğu zaman duyguyu ortadan kaldırmaz. Sadece görünmez hale getirir.
Zihinsel Kaçınmanın Belirtileri Nelerdir?
Zihinsel kaçınma bazen çok sessiz ilerler. Kişi uzun süre bunu fark etmeyebilir.
En yaygın belirtiler arasında:
- sürekli erteleme,
- sorunları görmezden gelme,
- yoğun dikkat dağıtma ihtiyacı,
- önemli konuşmalardan kaçınma,
- sürekli meşgul olma isteği,
- duygular hakkında konuşmakta zorlanma,
- “sonra hallederim” düşüncesi,
- karar vermekten kaçınma
yer alabilir.
Bazı insanlar gün boyunca sürekli bir şeylerle meşgul olur ama yalnız kaldığında yoğun huzursuzluk hisseder. Çünkü sessizlikte bastırılmış düşünceler daha görünür hale gelir.
Zihinsel Kaçınma ile Motivasyon Eksikliği Aynı Şey mi?
Hayır. Bu ikisi sık karıştırılır ama aynı değildir.
Motivasyon eksikliğinde kişi bir şeyi yapmak ister ama enerjisi düşük hisseder. Zihinsel kaçınmada ise kişi çoğu zaman yapması gereken şeyi bilir fakat onun yaratacağı duygudan uzak durmaya çalışır.
Yani mesele çoğu zaman “istememek” değil, “yüzleşememek”tir.
Bu ayrım önemlidir çünkü çözüm yolları da farklıdır.
Zihinsel Kaçınma Nasıl Aşılır?
İlk adım farkındalıktır.
Kişinin hangi durumlarda kaçındığını anlaması gerekir. Çünkü birçok kaçınma davranışı otomatikleşmiştir. İnsan bazen kaçtığını ancak durup düşündüğünde fark eder.
Örneğin:
“Bu işi neden sürekli erteliyorum?”
“Bu konuşmadan neden kaçıyorum?”
“Bu konu bende hangi duyguyu yaratıyor?”
gibi sorular önemli olabilir.
İkinci adım ise büyük yüzleşmeler yerine küçük temaslar kurmaktır.
Zihin tehdit altında hissettiğinde ani ve büyük değişimler genellikle sürdürülebilir olmaz. Bu yüzden küçük adımlar daha etkilidir.
Örneğin:
- zor bir konuşmayı tamamen yapmak yerine önce not almak,
- ertelenen işi 5 dakikalığına başlatmak,
- kaçınılan duyguyu sadece fark etmeye çalışmak
bile önemli bir başlangıç olabilir.
Duygularla Temas Kurmak Neden Önemlidir?
Kaçınma davranışı çoğu zaman duygulardan uzak durmaya dayanır. Ancak bastırılan duygular yok olmaz. Genellikle başka şekillerde geri döner.
Bazen beden sıkışır.
Bazen zihin sürekli düşünmeye başlar.
Bazen kişi hiçbir şey yapmak istemez hale gelir.
Duyguyu bastırmak yerine onu isimlendirmek çoğu zaman daha düzenleyicidir.
“Şu an korkuyorum.”
“Bu durum beni kaygılandırıyor.”
“Kendimi yetersiz hissediyorum.”
diyebilmek, zihnin savunma modundan çıkmasına yardımcı olabilir.
Çünkü insan zihni anlaşılmayan duygularla değil, çoğu zaman yalnız bırakılan duygularla daha çok zorlanır.
Psikoterapi Zihinsel Kaçınmada İşe Yarar mı?
Evet. Özellikle bilişsel davranışçı terapi, kaçınma davranışlarının altında çalışan düşünce kalıplarını anlamada oldukça etkilidir.
Terapi süreci kişiye:
- hangi durumlarda kaçındığını,
- hangi duyguların tetiklendiğini,
- zihnin hangi senaryoları ürettiğini,
- kaçınmanın nasıl sürdüğünü
fark etme alanı sağlar.
Mindfulness yani bilinçli farkındalık çalışmaları da bu süreçte destekleyici olabilir. Çünkü amaç düşünceleri yok etmek değil, onlardan kaçmadan kalabilmeyi öğrenmektir.
Bazı durumlarda kaçınma davranışı travma, yoğun anksiyete ya da depresyonla ilişkili olabilir. Böyle durumlarda profesyonel destek almak süreci çok daha sağlıklı hale getirebilir.
Sonuç: Kaçınmak Rahatlatabilir Ama İyileştirmez
Sorunlardan kaçmak kısa vadede güvenli hissettirebilir. İnsan yüzleşmediği şeylerden bir süreliğine uzaklaşmış olur. Ama zihinsel yük çoğu zaman sessizce büyümeye devam eder.
Kaçınma davranışı çoğu zaman zayıflık değil, zihnin kendini koruma çabasıdır. Ancak sürekli hale geldiğinde yaşam alanını daraltabilir.
İyileşme çoğu zaman bir anda “korkusuz olmakla” değil, korkuya rağmen küçük temaslar kurabilmekle başlar.
Ve bazen insanın kendine sorabileceği en önemli soru şudur:
“Ben gerçekten bu durumdan mı kaçıyorum, yoksa bu durumun hissettireceği duygudan mı?”
Bilimsel temelli ve kişiye özel planlanan bir değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Güçlü görünmek zorunda değilsiniz; destek almak iyileşmenin ilk adımıdır.
Bizi Facebook, Instagram ve Youtube kanallarımızdan takip edebilirsiniz.
